Veteriner Hekimlerin sorunları çözüm önerileri,atama talepleri;

0
post_views_couyw

Veteriner Hekimleri Atama Sorunları, Çözüm Önerileri

Veteriner Hekimlerin sorunları çözüm önerileri,atama talepleri;

Veteriner Hekimlerin sorunları çözüm önerileri,atama talepleri;

 

”Türkiye’de 24 Ocak 1980’den bu yana uygulanan yanlış politikalar sonucu hayvancılık gerilemiş ve tükenme noktasına doğru gelmiştir. Son yıllarda giderek ağırlaşan olumsuz gelişmeler öncelikle hayvansal gıda ile beslenme ihtiyacı olan halkımızın, ülkemizde hayvancılıkla uğraşan kesimler ile  bu sektörde profesyonel olarak çalışan  meslek mensuplarının çalışma koşullarını, istihdam alanlarını ve iş güvenliği konularını da sıkıntılı bir noktaya getirmiştir.Bu şartlarda,özellikle kırmızı et ve süt alt sektörlerinde Avrupa Birliğine uyum sağlanabilmesi ve rekabet edebilmesi mümkün görülmemektedir.

Yapılması gereken öncelikli iş;  tarımsal üretimde  hayvancılığın halen %25-30’lar düzeyinde olan payını, AB’de olduğu gibi %50’nin üzerine çıkarmak ve bitkisel üretim ağırlıklı olan desteklemeleri hayvansal üretime yönlendirmek olmalıdır.

Ülkemizde gelişmiş ülkelerin tersine bir uygulamaya gidilerek, veteriner hizmetleri hem hayvancılık hem de koruyucu halk sağlığı faaliyet alanlarından uzaklaştırılarak etkisiz kılınmıştır. Hayvancılık ve veteriner halk sağlığı alanlarında istenilen düzeye ulaşılması düşünülüyorsa veteriner hekimlere bu idari yapılar içinde gereken yetki ve  sorumluluk verilmelidir.Zoonoz hastaliklar (hayvandan insana gecen hastaliklar:Krim Kongo Kanamali Atesi,Kus Gribi,Sarbon,Kuduz vb) veteriner hekimlerin halk sagliginda mucadele etmesi gereken en onemli unsurdur.

Hayvansal kökenli gıdalarda AB’ de olduğu gibi “ Çiftlikten sofraya kadar tüm aşamalarda  veteriner kontrolü ” zorunluluğu kuralının, ülkemizde de uygulanması için gerekli önlemler alınmalıdır.
LSD (lumpy skin disease) ve Mavi Dil salgınları gibi birçok hastalık bulunan ülkemizde bu ve benzeri hastalıkları eradikasyonu ve kontrol altına alınması için gerekli istihdamın sağlanması çok önemlidir.
Belediye Veteriner İşleri Müdürlüklerinin bazı belediyeler tarafından norm kadro düzenlemeleri adı altında kapatıldığı ve veteriner hekimlerin görevine son verildiği görülmektedir.

Hayvancılığı ileri ülkelerde ekilebilir tarım alanlarının % 60’ı yem bitkilerine ayrılmıştır. Bizde bu oran yem bitkilerine yapılan teşviklere rağmen %6 dolayındadır. Hayvanlarımızın ihtiyacı olan kaliteli kaba yem yeteri miktarda üretilememekte olup, buna bağlı olarak hayvansal ürünlerin maliyetleri de ciddi oranda yükselmektedir. Yayla ve meralar yeterince sahip çıkılmadığı için işgal edilerek her geçen yıl  azalmakta hatta torba yasadaki düzenlemelerden biride meralarin yerleşime acilmasini kolaylastirma girişimleridir.

Hayvancılığı ileri ülkeler seviyesine çıkarabilmek için, yıllardır tarımın bir alt grubu olarak ele alınan Hayvancılık sektör olarak ele alınmalıdir. Her ne şekilde olursa olsun damızlık hayvan ithalatı adı altında dahi yapılacak hayvan ithalatı  hayvancılık sektörü için çözüm değildir.

Tum bu aksakliklari ele alip degistirecek olan veteriner hekimlere yonelik olan kadro tahsisinin artik ne denli zorunlu ve ihtiyac oldugu sanirim daha iyi anlasilmistir.

SORUNLARIMIZ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ
1-VETERİNER HEKİMLER HAYVANCILIK POLİTİKALARININ  OLUŞTURULMASINDA SÖZ SAHİBİ OLMALIDIR
İnsanların sosyal ve ekonomik gelişiminde hayvancılık önemli bir yer tutmaktadır. Hayvancılığın sağlıklı ve dengeli beslenme yanında, çeşitli endüstrilere hammadde sağlaması ve istihdam yaratması, dış satımla döviz temini, göçü önleme gibi çok sayıda iktisadi fonksiyonları bulunmaktadır.
24 Ocak 1980 tarihinde alınan ekonomik tedbirler çerçevesinde başta et olmak üzere hayvansal ürünler destekleme kapsamı dışına çıkarılmıştır. Bu dönemde ekonomide yaşanan enflasyonist ortam sonucu hayvansal ürünlerde ve girdi fiyatlarında artışlar görülmüş, iç piyasada oluşan talep daralması sonucu, üretim fazlası canlı, damızlık, gebe hayvan, karkas et dâhil planlama olmaksızın ihracat yapılmıştır. Hayvancılıkta ihracattan elde edilen döviz sektöre yatırım anlamında geri dönmemiştir. Bu süreç ve sonrası yaşanan ekonomik krizler, hayvancılığa dayalı sanayilerin (kısmen EBK, SEK ve YEMSAN) özelleştirme kapsamına alınması ve olumsuz gelişmeler sonucunda hayvancılıkta önemli miktarda üretimden kaçışlar, üretimde ve hayvan sayılarında önemli azalmalarla kendini göstermiştir.
1980 öncesi çoğu hayvansal ürünlerde kendi kendine yeterli olan Türkiye bu dönem sonrası yaşanan yanlış hayvancılık politikaları sonucu özellikle kırmızı ette dışa bağımlı bir yapıya sürüklenmiştir. Nitekim kırmızı ette arz-talep dengesinin bozulması neticesinde arz açığının karşılanması için canlı hayvan, kurbanlık hayvan, karkas et dâhil ithalata gidilmiştir. Bu üretim alanında ekonomik kısır döngüye girildiği görülmektedir. Oysa bu krizden çıkmada üretimi arttırmada orta ve uzun vadeli planlamalara gitmek zorunlu görülmektedir.
Son yıllarda giderek ağırlaşan olumsuz gelişmeler öncelikle hayvansal gıda ile beslenme ihtiyacı olan halkımızın, ülkemizde hayvancılıkla uğraşan kesimler ile bu sektörde profesyonel olarak çalışan meslek mensuplarının çalışma koşullarını, istihdam alanlarını ve iş güvenliği konularını da sıkıntılı bir noktaya getirmiştir.
Diğer taraftan Avrupa Birliği’ne üyelik için müzakere sürecinde olan Türkiyegerek tarım gerekse hayvancılık sektörlerinde mevcut yapıları itibariylerekabet edememektedir. Hayvancılık sektöründe mevcut yapısal sorunların çözülmesi ve AB mevzuatına uyum sağlanmasına dönük çalışmaların yoğunlaştırılması zorunludur. Yapısal sorunların çözümünde; ulusal fonlardan yararlanma söz konusu olup, AB fonlarından ancak %25’inin temin edilebileceği dikkate alınarak uyum çalışmalarının hızlandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde sektörün rekabet şansı olmayacak birliğe üye ülkelerin hayvansal ürünleri için pazarı konumuna gelebilecektir.
Hayvancılığa dönük veteriner hizmetlerinin etkin ve düşük maliyetli olarakkırsal kesime götürülmesinde kamudaki mevcut idari yapıda, AB benzeri bir yapılanmaya (reorganizasyona) gidilmesi zorunludur. Bu çerçevede planlanacak veteriner hizmetlerinde koruyucu hekimlik çalışmaları stratejik önemdedir. Bağışıklama, beslenme hastalıklarına karşı önlemler, yemin değerlendirilmesinde daha verimli ve bölgeye uygun ırklarla çalışma veteriner hekimlerin iyi bilmesi ve uygulaması gereken konulardır. Koruyucu hekimlik, hem ucuz ve hem de yüz güldürücü sonuçlar veren bir çalışma biçimidir. Meslektaşlarımızın daha ağırlıklı olarak koruyucu hekimliğe yönlendirilmeleri stratejik bir politika olarak kabul edilmelidir. Buna dayalı olarak, kimliklendirme, hayvan hareketleri, hayvan hastalıklarının eradikasyonu çalışmalarında AB kriterlerine (mevzuata) uyum çalışmaları önem kazanmaktadır.

2-VETERİNER HEKİMLER HALK SAĞLIĞINDA HAK ETTİĞİ YERİ ALMALIDIR
Veteriner hekimlik mesleği genel olarak değerlendirildiğinde ana uğraş konularının başında veteriner halk sağlığı gelmektedir. Ancak ülkemizdeki kamu örgütlenmesinde veteriner halk sağlığının adı dahigeçmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) değişik tarihlerde yayınladığı raporlarda üye ülkelere veteriner halk sağlığı ile ilgili organizasyonların oluşturulmasını tavsiye etmektedir. Ülkemizde Cumhuriyetle birlikte 1930 yılında yürürlüğe konulan mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu halk sağlığının anayasası niteliğinde olup, söz konusu kanunlar ile veteriner hekimlere birçok yetki ve sorumluluk verilmişti. Mülga 1580 sayılı kanunun 15. Maddesiyle belirlenmiş belediye görevlerinin yarısı mesleğimizi ilgilendirmekteydi. Bu nedenlerden dolayı belediyelerde veteriner hekimlerbaş amir olarak tanımlanmış ve belediye encümenin doğal üyesi sayılmışlardır. Yani veteriner hekimler belediyelerin mecburi istihdam etmesi gereken personel olarak kabul görmüşlerdir. 2004 yılında 1580 sayılı kanunun yürürlükten kaldırılması ile birlikte veteriner hekimlerin bu ayrıcalığı ortadan kalkmış, veteriner hekim çalıştırılması büyükşehir ve ilçe belediyelerinde isteğe bağlı bırakılmış, il belediyelerinde veteriner hizmetleri mecburi olarak belirlenmiştir. 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 9. maddesi veteriner hekimleri Sağlık Bakanlığında tabiplerle birlikte asli unsur olarak saymaktadır. Bu düzenleme ile koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi dikkate alınmış, bu nedenlerden dolayı koruyucu sağlık hizmetlerinin olmazsa olmazı olan veteriner hekimler bakanlığın asli unsuru olarak değerlendirilmişlerdir. Dünyadaki gelişmeler ve mevzuat böyle olmasına rağmen her nedense Sağlık Bakanlığında yetkili bir veteriner halk sağlığı otoritesi oluşturulmamıştır. Bakanlık oluru ile 1996 yılında fiilen kurulan “Veteriner Halk Sağlığı Dairesi Başkanlığı” nın ömrü ancak üç yıl sürmüş, başkanlık bir sonraki Bakan döneminde kapatılmıştır. 2009 yılında bakan onayı ile “Zoonotik Hastalıklar Daire Başkanlığı” kurulmuştur, Şu anda Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Bulaşıcı Hastalıklar Kontrol Programları Başkan Yardımcılığına bağlı “Zoonotik Ve Vektörel Hastalıklar Daire Başkanlığı” şeklinde bir yapı oluşturulmuştur. Bu güne kadar bu dairenin başına veteriner hekim görevlendirilmemiştir. Taşrada bir idari yapı bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığının 2007 yıllında uluslararası bir katılımla oluşturduğu “Sağlıkta İnsan Kaynakları Politika Oluşturma Çalıştayı” nda veteriner hekimler sağlık personeli olarakdeğerlendirilmemiş, veteriner fakülteleri de sağlık eğitimi veren kurumlardan çıkarılmıştır. 14.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Meslekleri Kurulu Yönetmeliğinde de veteriner hekimler sağlık personeli sayılmamaktadır. 2013 yılında yürürlüğe giren Hijyen Eğitimi Yönetmeliğine göre ebe, biyolog gibi meslekler gıda üreticisi ve satıcısına hijyen eğitimi verirken veteriner hekimler bu eğitimi verememektedir. Hayvansal kökenli gıdaların güvenilirliği EC; 852/2004, 853/2004, 854/2004, 882/2004 sayılı direktif ve uluslararası anlaşmalara aykırı olarak veteriner hekimlerin dışında başka mesleklere de verilmiştir. Bu durum ülkemiz tüketicileri için risk oluşturmaktadır. AB de gıda güvenilirliğinin omurgası olan “resmi veteriner hekim” yetkili veteriner otoritesinin temsilcisi olup kamu adına geniş yetkilere sahip bulunmaktadır. Ülkemizdeki düzenlemelerle “resmi veteriner hekim” taşerona bağlı çalışan “yetkilendirilmiş veteriner hekim”haline çevrilmiştir. İş güvencesi olmayan ve maaşını taşerondan alan bu meslektaşların halk sağlığını nasıl koruyacakları merak konusudur. Bu alanda yaşanan olumsuzlukların kısa, orta ve uzun vadede yapılacak planlamalar, ilgili bakanlıklarla bıkmadan usanmadan görüşmeler ve hazırlanacak önerilerle giderilmesi gereklidir. Ayrıca bu olumsuzluktan doğrudan etkilenen üretici ve tüketicilerin bilinçlendirilerek onların da resmi otoritede sağlık hakkı talep etmeleri sağlanmalıdır.
3-VETERİNER HEKİMLİK HAYVAN REFAHI KONUSUNDA EN YETKİLİ MESLEKTİR
Mesleğimizin ana uğraşı alanlarından biri de hayvan refahıdır. 5996 sayılı kanun ve 639 sayılı KHK; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına çiftlik hayvanlarının refahı ve laboratuar hayvanlarının kontrolü görevlerini vermiştir. Çiftlik hayvanlarının taşınmasıyla ilgili hayvan refahı ile mezbahadaki hayvan refahı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğüne bağlı iki farklı daire başkanlığı tarafından yürütülmektedir.
645 sayılı KHK ve 5199 sayılı kanun ise; hayvanların korunması, sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu, hayvan deneyleri, doğada yaşayan hayvanların korunması ve geliştirilmesi ile hayvanat bahçelerinin denetimi görevlerini Orman ve Su İşleri Bakanlığına vermiştir. Bu bakanlıkta hayvan refahına ilişkin önemli görevler olmasına rağmen konu ile ilgili personel istihdamı yok denecek kadar azdır. Bu hizmetler veteriner hekim istihdam edilmediği için ilgisiz mesleklerce yapılmaktadır.Örneğin taşrada pet-shop ve hayvanat bahçelerinin denetimleri orman mühendisi vb. konu ile ilgisi olmayan mesleklerce yürütülmektedir. Genehayvan deneyleri merkezi etik kurulunda 4 orman mühendisi asli üye olarak görev yapmaktadır. Benzer şekilde Ülkemizde hayvanları koruma kanunu ve diğer düzenlemeler de ilgisiz mesleklerce yapılmaktadır. En son TBMM’nde bulunan Hayvanları Koruma Kanununda
yapılmak istenen değişlikte “Sahipsiz hayvanlar doğal hayat parkı” gibihiçbir bilimsel dayanağı olmayan ve pratikte kullanılmayan yeni kavramlar yer almaktadır. Her şeyden önce Orman ve Su İşleri Bakanlığında bu hizmetlerle ilgili taşra örgütü de olan bir birimin oluşturulması, bu birim oluşturulmadığı taktirde bu görevlerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına devri gerekmektedir. Bunu başarmak için bu hizmetin mesleğin ana uğraşısı olduğunun farkına varmak ve sistemli şekilde girişimlerde bulunmak gerekmektedir.

4-ÇEVRE GÖREVLİSİ KISITLAMASI KALDIRILMALIDIR
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 21.11.2008 tarih ve 27061 sayılı resmi gazetede yayınlanan Çevre Denetim Yönetmeliğinde veteriner hekimlerin çevre denetçisi olması öngörülmemiştir. Bunun üzerine Veteriner Hekimler Derneği ilgili bakanlığa itirazda bulunmuş, düzeltilme olmayınca meslek aleyhine olan kısmın iptali için dava açmıştır. Dava devam ederken bakanlık 22 Ekim 2009 tarihinde yönetmelikte yaptığı bir değişiklikle veteriner hekimlerinde çevre görevlisi olmasını yönetmeliğe ilave etmek zorunda kalmıştır. Ancak yönetmelikte hiçbir mesleğe aldığı eğitimle ilgili kısıtlama getirilmezken veteriner hekimlere kısıtlama getirilmiştir.
Ülkemizde yeni olan bu düzenlemeler mesleğin istidamı açısında önem arz etmektedir. Bu gelişmeler olurken maalesef meslek örgütleri hiçbir girişimde bulunmamış bir dilekçe bile yazmamıştır. Günümüzde TBMM’nde neredeyse haftada bir torba kanun görüşülmektedir. Bu torba kanunların birine meslek lehine bazı düzenlemelerin ilave edilmesi mümkündür.

Sizden Ricamız
1. Kırsal kalkınmanın amacıyla yetiştiriciye daha çabuk ve sağlıklı bilgi verilmesi için Tar-Gel projesindeki veteriner hekimlerin sayısı arttırılması veya gündemde olan TADAP projesiyle veteriner hekimi istihdamı sağlanması,
2. İl ve ilçe belediyelerinde özellikle mezbahaların denetimi için ‘yetkilendirilmiş veteriner hekim’ yanlışından dönülerek AB mevzuatına uygun ‘resmi veteriner hekim’ istihdamı sağlanması,
3. Hayvan barınaklarında en az iki veteriner hekim zorunluluğunun getirilmesi ve belirli aralıklarla denetlenmesi için veteriner hekim istihdamı sağlanması,
4. Et ve et ürünleri süt ve süt ürünleri satan işyerlerinin denetimi için zabıtanın değil AB’ye uygun şekilde resmi veteriner hekimlerin istihdamının sağlanması,
5. Orman Bakanlığına bağlı durumda olan hayvanat bahçelerinin denetiminin sağlanması için Orman Bakanlığına veteriner hekim atanması veya denetim görevinin Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığına devredilmesi,
6. En son açıklanan AB raporuna göre en çok görülen hastalıklarda birinci konumda olan Türkiyemizin bu durumdan kurtulması için veteriner hekim istihdamı sağlanmasını rica ederiz.
Her geçen gün gelişen ve değişen dünyada bu gün yaşanan ve gelecekte de hissedilecek en önemli sorun yeterli ve dengeli beslenmedir. Bu sorun söz konusu olduğunda da hayvansal ürünler çözümün vazgeçilemez bir unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Zira ülkelerin gelişmişliğinin en önemli kriterlerinden birisi de kişi başına düşen protein tüketimidir. Bu nedenle ulusal kalkınma programında, hayvancılık sektörünün ve dolayısıyla da Veteriner Hekimlik mesleğinin stratejik önemi bulunmaktadır. Özellikle AB Ortak Tarım Politikası ile ilgili mevzuatın %40’a yakın bir kısmının Veteriner Hekimlik mesleğinin görev ve sorumlulukları kapsamında olduğu göz önüne alındığında mesleğimizin taşıdığı bu önem ortaya çıkmaktadır.Sağlam bir denetimle, köylünün iyi bir şekilde bilinçlendirilmesi böylelikle hayvan üretiminin daha verimli olması ve sonuç olarak fakirlerimizin daha ucuz et yiyebilmesi için ATANMAK İSTİYORUZ.”

Atanmak isteyen tüm veteriner hekimler adına…

CEVAP VER