ARAŞTIRMA VE İNOVASYONUN ÖNÜNDE ENGEL VA

0
post_views_covdi

Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu (Food for Life – ETP), AB gıda sektöründe araştırma ve inovasyona engel teşkil eden konuları, hazırladığı raporla Avrupa Komisyonu Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’ne (DG RTD) sundu.

Kurucuları arasında AB Gıda ve İçecek Endüstrileri Federasyonu’nun (FoodDrinkEurope) da bulunduğu “Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu (Foodfor Life – ETP), AB gıda sektöründe araştırma ve inovasyona engel teşkil eden konuları, hazırladığı bir raporla Avrupa Komisyonu Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’ne (DG RTD) sundu. DG RTD, Kasım 2014’te tüm Avrupa Teknoloji Platformları (ETP) ile gerçekleştirdiği toplantıda, her ETP’den kendi sektörlerinde araştırma ve inovasyon çabalarına yönelik kritik tehlike yaratabilecek alanlar hakkında bilgi istemişti.

“Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu tarafından soru – cevap şeklinde hazırlanan rapora göre,‘AB gıda ve içecek sektöründe araştırma ve inovasyonun önünde engeller var’.

Raporda gıda sektöründe ele alınması gereken önemli konular arasında; farklı politikalar ve yasal şartlar arasındaki tutarsızlıklar, araştırma ve inovasyon alanındaki idari yükler, ihtiyatlılık ilkesi ve risk analizinin kötüye kullanılması ile AB üye ülkeleri arasında uyumlu olmayan mevzuatlar gibi önemli başlıklar bulunuyor.23 Aralık 2014 tarihinde DGRTD’ye sunulan raporun çarpıcı tespitleri ise şöyle:

Farklı politikalar ve yasal şartlar arasındaki tutarsızlık

“Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu, AB’de farklı politikalar ve yasal şartlar arasındaki tutarsızlığın ele alınması gereken önemli bir konu olduğunu düşünüyor. Çevre ve tarım politikaları ile gıda güvenliği mevzuatının genellikle uyumlu olmadığı belirtiliyor. Ayrıca tarım uygulamalarında da tutarsız beklentiler var.

AB Çevre Genel Müdürlüğü (DG Environment), çevre ve biyoçeşitlilik dostu bir uygulama olduğu için toprağın asgari düzeyde işlenmesini öneriyor ancak bu yetiştirme tekniği Fusarium toksinlerinin (buğday ya da diğer ürünlerde) istenmeyen artışına yol açabileceği için Tarım Genel Müdürlüğü’nün (DG Agriculture) tavsiyeleriyle örtüşmemekte.

İnovasyon alanındaki idari yükler

Rapora göre Avrupa düzeyinde yeni gıdalar (novelfoods), inovasyon alanındaki idari yükün en güzel örneği. Yeni gıdalar AB pazarına sunulmadan önce güvenlik değerlendirmesi de dahil olmak üzere onay prosedüründen geçiyor.

Dünya genelindeki farklı bölgelerde bu tür onay prosedürleri incelendiğinde, bunların AB’de son derece zaman alan işlemler olduğu açık bir şekilde görülebiliyor.

Karar alma sürecindeki belirsizlikle birlikte bu, gıda endüstrisinin yaptığı araştırmayı kullanmasını ve piyasaya zamanında yeni gıdalar sürmesini engelliyor.

Bazı durumlarda belirli bir maddenin/ materyalin kullanımının onaylanmasına ilişkin EFSA’nın olumlu risk değerlendirmesi ve Komisyon’un önerisine rağmen, Avrupa Parlamentosu onay vermiyor. Aynı şey, ham maddeye erişim açısından gıda endüstrisinde yarattığı büyük etkiyle GDO düzenlemesi gibi siyasi açıdan hassas konular için de geçerli.

İhtiyatlılık ilkesi ve risk analizinin kötüye kullanılması

Özellikle gıda sektöründe yeniliğe engel olan bir diğer sorun ise ihtiyatlılık ilkesi ve risk analizinin kötüye kullanılması. İhtiyatlılık ilkesi, özellikle sonuçları değiştirilemez, yaygın ve aşırı karmaşıklık olan yetersiz bilimsel anlayışın ortaya çıktığı durumlarda harekete geçmek için zemin oluşturuyor. Çevresel konular ile sağlık ve toplumsal altyapı konuları gibi konular arasındaki bağlantı uygulamanın daha geniş bir alana yayılmasına yardımcı oluyor. Günümüzde Avrupa vatandaşlarının son birkaç yılda elde edilen yaşam kalitesine herhangi bir şekilde tehdit oluşturan hiçbir riske tahammülü yok. Sonuç olarak, öngörülen ya da gerçekteki riski önlemek ve yönetmek modern toplumda hayati önem taşıyor.

Örneğin; Norveç, vitaminlerle güçlendirilmiş mısır gevreklerini yasakladı.Gerekçe, vitaminlerin direnci düşük olan kişilere zarar verebileceğiydi.

Fakat EFTA mahkemesi bu yasağı engelledi.

Bir başka örnekte Fransa, kafein içeren enerji içeceklerini, hamile kadınların çok fazla kafein tüketebileceği endişesiyle yasakladı. Bu yasak da Avrupa Adalet Divanı tarafından kaldırıldı. Danimarka ise fazladan C vitamini içeren yaban mersini suyunu yasakladı. Gerekçe, bazı insanların C vitamininden etkilenebileceğiydi.

Amaç, C vitamini içeren bir meyve suyunu yasaklamaktı. Ancak bu yasak da aynı şekilde Avrupa Adalet Divanı tarafından kaldırıldı.

Reformülasyon

Gıdalardaki tuz, şeker ve yağ içeriğini azaltmak amacıyla Komisyon, Bazı durumlarda belirli bir maddenin/materyalin kullanımının onaylanmasına ilişkin EFSA’nın olumlu risk değerlendirmesi ve Komisyon’un önerisine rağmen, Avrupa Parlamentosu onay vermiyor.

Aynı şey, ham maddeye erişim açısından gıda endüstrisinde yarattığı büyük etkiyle GDO düzenlemesi gibi siyasi açıdan hassas konular için de geçerli.

Beslenme beyanı  kriterleri  özellikle şeker, tuz ve yağın düşük miktarda azaltıldığı durumlarda gıda sanayine tüketiciyi bilgilendirme imkanı vermiyor. Raporda, Beslenme ve Sağlık Beyanı düzenlemesinde tüketiciye daha fazla bilgi sunulmasını kolaylaştırmak için değişiklikler yapılması gerektiği belirtiliyor.

Ulusal Makamlar ve diğer paydaşlar yeniden düzenleme (reformülasyon) talebinde bulunmakta. Ancak bu durum özdeş standartlar ve düzenlemeler nedeniyle her zaman mümkün olmuyor.

Çünkü tuz, şeker ve yağın yerine kullanılabilen bileşenler ve maddelerin çoğunlukla bu ürünlerin yerine kullanılması, istenen sonucu vermiyor.

Ayrıca, kabul edilebilir bir ürün önermek amacıyla teknolojik veya organoleptik nedenlerden dolayı yeniden formüle edilmiş bazı ürünlerde katkı maddelerine gerek duyuluyor.

“Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu tarafından etiketleme açısından esnek yaklaşımın tercih edilen bir seçenek olması gerektiği düşünülüyor. Çünkü yeniden formüle edilmiş bazı ürünlerdeki bileşen veya maddelerden bazılarının tüketicilere yabancı gelme ve böylece bu ürünlerin kamuoyu tarafından Kabul edilmeme riski var.

Beslenme ve sağlık beyanı

Beslenme beyanı kriterleri özellikle şeker, tuz ve yağın düşük miktarda azaltıldığı durumlarda gıda endüstrisine tüketiciyi bilgilendirme imkanı vermiyor. Raporda, Beslenme ve Sağlık Beyanı düzenlemesinde tüketiciye daha fazla bilgi sunulmasını kolaylaştırmak ve gıda endüstrisine yeni ürünler sunma imkanı vermek için değişiklikler yapılması gerektiği belirtiliyor.

Dahası, Komisyon tarafından sağlık beyanları ispatı için belirlenen standartlar, neredeyse yasaklayıcı bir şekilde yüksek ve sonuç olarak yeni sağlık iddialarına yönelik Avrupa yatırımlarını durdurabilir. Bu durumun, Avrupa kamu sağlığının dezavantajına olacağı kaydediliyor.

Özel beslenme

Rapora göre özel beslenme konusunda, inovasyonu tetikleyen ve yenilikçi teknolojiler ve işlemlere yönelik rekabetçi bir ortam ve akademi ile endüstri (KOBİ’ler dâhil) arasında verimli ortaklıklar yaratan bir Avrupa mevzuatı geliştirilmesine ihtiyaç var.

Bu gelişme, AB’nin bebek besini kategorisindeki küresel inovasyon pazarında önemli bir oyuncu olmaya devam etmesine olanak tanıyacak. İnovasyonun önemi, Özel Gruplara yönelik Gıdalar Mevzuatı (AB) 609/2013’te ifade ediliyor.

Rapor, hükümlerin ve özellikle çocuk ve devam formülü bileşiminde zaruri kriterlerin ötesinde, bilimsel ilerlemeyi esas alan değişikliklere neden olan değişimlerin yer aldığı önerilen süreçlerin inovasyonu desteklemesi ve teşvik etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle kesinlik, şeffaflık, tutarlılık, verimlilik ve güvenilirlik standardını sağlayan bir sürecin, AB’deki inovasyonu ve yatırımı destekleyeceği ve bebeklere besinsel ihtiyaçlarını karşılayacak en uygun ve güvenli formülün verilmesini sağlayacağı belirtiliyor. Örneğin, 2006 yılından önce gereksiz besinler olarak değerlendirilen kolin ve inositol’ün günümüzde bebek formüllerinde elzem olduğu vurgulanıyor.

AB Gıda Yasası’nın uyumlu olmayan yorumları Raporda ayrıca, AB Üye Ülkeleri arasındaki farklılıkların ortadan kaldırılması ve uyumlu hale getirilmesi gerektiği de belirtiliyor. Bu sayede ticareti önleyen engeller kaldırılmış ve firmaların inovasyon yapmasının önü açılmış olacak.

AB üyesi ülkeler arasında uyumlu olmayan mevzuatlar var. Bu konudaki esas örnek olarak bisfenol-A (BPA) gösteriliyor.

Belçika, Danimarka, İsveç ve Fransa’da uygulanan faaliyetlerin tamamında farklı kuralların uygulandığı kaydediliyor.

Rapor, günümüzde AB Gıda Yasası’nın uyumlu olmayan yorumlarına dikkat çekiyor. Örneğin AB Beslenme ve Sağlık Beyanları Mevzuatı (1924/2006/EC) yorumlarını analiz ederken yalnızca bazı üye ülkeler resmi olmayan yönlendirme üzerinde anlaştı ve izin verilen sağlık beyanlarının ifade tarzıyla ilgili ilave ulusal talimatlar için açık kapı bıraktı. Söz konusu üye ülkeler, tümü doğrudan kıyaslanabilir olmayan kılavuzlar uygulamaya koydu.

Aynı zamanda AB üyesi ülkeler arasında uyumlu olmayan mevzuatlar var. Raporda buna örnek olarak bazı ülkelerin başlattığı ve gıdayla temas eden malzemeleri ulusal seviyede düzenleyen ve uyumlu hale gelme yönünde ilerlemek yerine farklı mevzuatlarla sonuçlanan faaliyetler gösteriliyor. “Yaşam İçin Gıda” Avrupa

Teknoloji Platformu’na göre bu faaliyetler, Avrupa piyasasında malların serbest dolaşımında bir bozukluk yaratmakta ve işletmeler için aşırı yüksek maliyetlere neden olmakta.

Bu konudaki esas örnek olarak bisfenol- A (BPA) gösteriliyor. 2011 yılından beri Belçika, Danimarka, İsveç ve Fransa’da uygulanan faaliyetlerin tamamında farklı kuralların uygulandığı kaydediliyor. Son dönemde Fransa, uygulama tarihi 1 Ocak 2015 olan, BPA’nın tüm gıda ile temas eden maddelerden yasaklanmasını öngören ulusal bir mevzuat yayınladı.

BPA’nın güvenliğiyle ilgili nihai bilimsel görüş Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından yayınlanmış olmasına rağmen Fransız yetkilileri bu kararı aldı.

Raporda gıda alanındaki birçok inovasyonun patentlerle korunamadığı kaydedilerek, inovasyona daha fazla teşvik sağlamak için fikri mülkiyet haklarına yönelik avantajlı kurallar oluşturulması öneriliyor.

Ayrıca AB gıda ve içecek endüstrisinin %98’inin KOBİ’lerden oluştuğu hatırlatılarak, inovasyon yapma yönünde şirketlerin karşılaştıkları engellerin, geniş kapsamlı inovasyon diyaloğu başlatılarak aşılması gerektiği de vurgulanıyor.  “Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu

“Yaşam İçin Gıda” Avrupa Teknoloji Platformu, Avrupa’da yenilikçilik süreçlerini güçlendirmeyi, bilgi transferini geliştirmeyi ve gıda zinciri boyunca rekabet edilebilirliği teşvik etmeyi amaçlıyor. Platformun bu amaçlar doğrultusundaki hedefleri şöyle:

  • Paydaşlarını, ilgili teknoloji alanına yönelik ortak bir vizyon etrafında toplamak.
  • Bir Stratejik Araştırma Programı ortaya koymak.
  • Avrupa Birliği gıda ve içecek sektörünün rekabet edebilirliğini sağlamak ve bu konudaki AR-GE

yatırımlarını artırmak.

  • Tüketiciye yönelik olarak daha iyi koordine edilmiş AB gıda ve besin araştırma faaliyetlerini ilerletmek.
  • Tüketici talebi, sosyal refah ve huzur, ekonomik büyüme ve çevreye duyarlı üretim konuları ile

eşgüdümlü çalışarak sinerji yaratmak

CEVAP VER